Kültür-Sanat kategorisindeki tüm yazılar
Ben bu yazıyı yazmaya başladığımda saat tam olarak 1.50 idi. Yarın sabah 9.00′da ofiste olmalıyım. Kısaca bu saate kadar benim çoktan yatmış ve uykuya dalmış olmam gerekiyordu.
Ama eğer saat 3.30′da Cleveland-Magic maçı varsa. Daha da önemlisi milli basketbolcumuz Hidayet Türkoğlu’nun oynadığı Orlanda Magic bu maçı alırsa finale çıkacaksa uyku çok da gerekli birşeymiş gibi gelmiyor insana.
Bundan 5 yıl kadar önce yani lise yıllarımda NBA maçlarını kaçırmazdım. Nasıl olsa ilk derste kafamı sıraya koyup uyuyabilirdim yani uykusuzluk diye bir sorunum olmazdı. Çalışma hayatımın 5 yılını tamamlayacağım Haziran ayında ve daha yeni yeni idrak ediyorum aslında okulun ne kadar da güzel ve rahat bir yer olduğunu. Şimdi uykusuz kalıpta işe gidip masanıza kafanızı koyma gibi bir şansınız yok! Ya da sebep belirtmeksizin gitmemek.
Konumuzdan uzaklaşmayalım. Sadece uykusuz ama bir o kadar da heyecanlı ve basketbola doyacağım bir gece olacak. Orlando’nun bu maçta finali koparacağını düşünüyorum. İşten güçten geride kalan 4 maçın sadece özetlerini seyredebildim ve sonunda dedim ki kendi kendime bu maçı seyretmeliyim. Hido’nun da harikalar yarattığı Orlando’nun finale çıkmasını seyretmek hadi her şeyi geçtim Hido’yu Lebron ile karşı karşıya seyretmek büyük bir zevk olacak.
Absolut’um hazır, Redbull’um hazır, 2001 Soft paketim de hazır! Geriye sadece 3.30′u beklemek kalıyor. Az kaldı Çağdaş dayan =)
Bundan sonra blog’uma internette karşılaştığım ilginç/güzel ve paylaşılması gereken şeyleri de eklemeye başlayacağım.
İlk olarak karşılaştığımda çok hoşuma giden bir o kadar da güldüğüm bir video.
Her Yerde Türk Var blog’u dünya üzerinde Türk’lerin izlerini buluyor ve bizimle paylaşıyor. Twitter sağ olsun böyle güzel bir blog ile karşılaştım. Paylaşımında hepimizin severek izlediği çizgi dizimiz The Simpsons’ın 11.Sezon 2.Bölümünde Homer cebinden bir PDA çıkartıyor ve arkadaşlarına gösteriyor. Aralarındaki konuşma ise şöyle;
Homer: Ah, this thing will do anything. Watch, I’ll ask it how many leagues in a furlong. No wait. I’ll make it say, “What’s the matter with you?” in Turkish.
PDA: Neyin var? Derdin ne?
Video’yu ise buradan izleyebilirsiniz.
Benim de üyesi olduğum Kuşadası Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği‘nin düzenleyeceği Nazarköy & Kemalpaşa Kımız Çiftliği gezisini duyurmak istedim. Bu vesile ile de işten güçten vakit bulamadığım için uzun zamandır yazamadığım blog’uma yazmak istedim.
Kuşadası’nda yeni sayılabilecek olan dernek kurulduğu bu kısa zamanda bir çok etkinlik,gezi ve eğitim düzenledi ve düzenlemeye devam ediyor. (http://www.kufsad.org) Daha sonra dernek ile ilgili daha geniş bir yazı ile tanıtmak istiyorum.
” Nisan ayı fotoğraf gezimiz için gideceğimiz yer ve tarih belirlenmiştir İzmir/Kemalpaşa’ya bağlı Nazarköy olarak belirlediğimiz fotoğraf gezimizin diğer ayrıntıları aşağıdaki gibidir. Tüm fotoğraf dostlarına duyurulur. 5 Nisan Pazar Saat 11:00′da belediye önünden hareket. “
Gezi Programı:
- 12:00-14:00 Nazarköy deki nazarboncuğu atölyelerini ziyaret ve fotoğraf çekimi
- 14:00-14:30 Yemek molası (Kımız çiftliğinde)
- 14:30-16:00 Kımız çiftliğinde serbest zaman ve fotoğraf çekimi
- 16:00-16:30 Ümran Baradan güzel sanatlar müzesini ziyaret
- 16:30 Kuşadası’na hareket
Aslında eski ancak benim için yeni olan bir dizi ile ilgili görüşlerimi ve seyretmemiş, hiç duymamış olanları bilgilendirmek amacı ile yazıyorum.
Tam bir Amerikan dizisi hastasıyım. Sit-Com ağırlıklı olmak üzere bir çok dizi seyrediyorum. Hatta öyle ki biterse/iptal edilirse sinir krizi geçirme ihtimalim olanlar bile var =) Zaman zaman sevdiğim diziler ile ilgili yazılar yazacağım ancak bu yazım 1997 yılında başlayan 10 sezon süren ve 2007 yılında biten Stargate SG-1 ile ilgili.
Tam bir Sci-fi hastalığım olsa da bu konuda çok seçici olduğumdan dolayı seyrettiğim/beğendiğim dizi ve filmler çok azdır. Stargate SG-1′ı bu kadar süredir nasıl olurda seyretmemişim gerçekten çok hayret verici. Tamamen özgün olan konusu (filmden) izlemeyi fazlasıyla değer kılıyor. Oyuncuları ve oyunculuklarını da göz önüne olursak harika bir dizi çıkıyor ortaya zaten 10 sezon sürmüş bir dizinin kötü olmasıda beklenemez =) (Bkz: The King of Queens)
Kısaca ” Stargate (Yıldız Geçidi) olarak adlandırılan bir tür teknolojik cihaz ile diğer gezegenler üzerinde bulunan Stargate’lere ulaşılarak oraya gidilebiliyor. Her gezegenin farklı simgeler ile oluşturulmuş bir adresi bulunuyor. SG-1 olarak adlandırılan kahramanlarımızın da bulunduğu SG takımları bu gezegenlere giderek bilgi topluyor. Eğer Dünya’dan daha gelişmiş canlılar var ise teknoljisi değiş-tokuş yoluyla alınıyor. Daha gelişmemiş bir uygarlık ise teknoloji paylaşımında bulunuyor. En büyük görevleri ise ittifak oluşturmak. Çünkü tüm evreni ele geçirmek isteyen Goa’uld olarak adlandırılan bir düşmanları var. ”
Daha fazla spoiler vermeden izlemenizi tavsiye ediyorum. İlk bölümler de dahil olmak üzere konusu geçen mekanlar harika oluşturulmuş. Seyrederken kendinizi orada hissedeceksiniz.
Mutlaka etrafınızdan duymuşssunuzdur A.R.O.G şöyle-böyle diye! Tabii hala seyretmediyseniz =)
G.O.R.A‘dan sonra eminim benim gibi herkesin beklentisi yükselmiştir. Gitmeden önce kim bilir ne kadar heyecanlıydınız, o filmden sonra yenisi kim bilir neler yapcaktı bize! Ama olmadı =( Bekleneni veremedi ya da biz anlayamadık. Bazı yorumlarda içinde verilmek istenilen bir mesaj var deniliyor ama biz Cem Yılmaz’ın sinema filmine mesaj aramaya değil gülmeye gidiyoruz. (Bana katılmayanlar da olabilir tabiki).
Öncelikle belirteyim ben bir Cem Yılmaz hayranıyım. Gülmediğim espirisi olduğunu zannetmiyorum hatta ciddi bir konuşma yaparken bile sadece ona bakarak gülebiliyorum o kadar sempatik ve komik buluyorum =) Ancak bu filmin bu kadar kötü olacağını söyleseler inanmazdım hatta gidip seyreden arkadaşlarıma bile inanmadım konuşma aynen şöyle;
- Olum sakın o kadar para verip gitme değmez
- Ya hadi be! Sen anlamamışssındır
İşte bu filmden beklentim bu kadar çoktu! Yazının devamını oku »

